28 Ocak 2010 Perşembe

Sevgili Kar...

Sevgili kar,

Seni herkesin sevmesi umrumda bile değil. Bir defa ıslaksın neyini seveyim senin? Çocukluğumdan beri sevmem seni. Tamam yağdığında okullar tatil oluyordu o yüzden çok mutlu oluyordum ama artık tatil matil olmuyor ne yazık ki. Bak kar, iyisin temizsin, paksın, bembeyazsın ama buz gibisin be canım. Kafamı, boynumu kulaklarımı, ellerimi...Sarıp sarmalıyorum kendimi. Bereler, eldivenler, atkılar takıyorum yine olmuyor donuyorum be donuyorum! Soğuk şaka dedi mi birisi aklıma hemen sen gelirsin zaten, böyle kafalarına abuk sabuk zamanlarda kar topu yiyen veletler falan.

Gelelim senle aramızdaki asıl musibete. Kayıyorsun sevgili kar bilmem farkında mısın? Istanbul denen memleket bilirsin her tarafı yokuş bir şehir. Ve de sen yağınca her taraf düşüp popomu kırmama neden olacak kadar kaymaya meyilli oluyor. Ben de popomu kırma fikrinden hiç hoşlanmıyorum, dolayısıyla seni de sevmiyorum.
He aramız bozulmasın, evden dışarı bakarken, elimde kahvem, kitabım dergim ben de seni seyretmekten hoşlanabilirdim, ama ne yazık ki her gün işe gidiyorum. Her yağdığında trafik oluyor malumun. Hayat zor.

Seni sevmeyi emekliliğime bırakırken seni üşüyerek öpüyorum. Bay.

Sinem Dönmez

2 yorum:

jii

Bir de bu kar varya yağarken, yani bu aleme düşünceye kadar -zira bu aleme sadece düşülür,kimse ödül olarak verilmez,diğer arkdaşıyla birleşme yolunu seçmezmiş, çok bencilmiş.

hem tombul hem teneke

kafa boyun kulak ve ellere ilaveten üşüyen ama sarılamayan burunlar!!!!

öptüm bay!  © Blogger template por Emporium Digital 2008

Voltar para o TOPO