1 Şubat 2010 Pazartesi

Sevgili Düşmek...

Sevgili düşmek,

Yıllarca "Ben düşmem!" diyip övündüm, çıldırasıya direndim sana karşı gelmek için. Kazandığım deneyim ve olgunlukla, "Bu dünyada kim düşmez?" diye soranlara "Tabii ki Çağrı düşmez, ya kim olacağıdı" dedirtir oldum. Düşenlere çeşit çeşit uzvumu kullanarak güldüm, kahkahanın hasını, gülücüğün en büyüğünü attım...

Ve sonunda ben de düştüm...

15 yıllık birikim, deneyim, profesyonellik 1 saniyede yitip gitti sevgili düşmek... Artık normal bir insanım. Küçükpipice'de yaşayan Metin'den, Zeytinburnu'nda yaşayan Osman'dan, Dudullu'da doğup büyümüş İsmet'ten hiçbir farkım yok. Artık "normal" bir insan, topraktan bir canım ben de.

Ne oldu bize? Niye yaşadık bunları? Niye bu şekilde oldu, niye "orda" oldu?

Ben niye Taksim Burger King'in ortasında "fiyup fiyup fiyup" diye bir süre tepindikten sonra "pıp" diye düşüverdim? Hani ben düşmeyecektim? Hani senle böyle anlaşmıştık? Ne oldu kanımla imzaladığım anlaşmamıza!?

Hala kâh popom, kâh dizim, kâh avuç içlerim ağrıyor düşmek. Başkalarına nasıl güldümse yıllardır, kendime gülüyorum artık.

Yine de kızgın değilim sana düşmek... Olacağı varmış demek ki. Ama 15 yıl düşmeyip, 15 yıllık birden düşmek de gereksizdi şimdi, kabul et. Daha hafif, daha nazik bir şey olabilirdi hani?

Her yerim ağrıyo lan!

Hufh! Öptüm bay!

Çağrı

Temsilidir

1 yorum:

jii

allah düşürmesin ne diyelim

öptüm bay!  © Blogger template por Emporium Digital 2008

Voltar para o TOPO