17 Ocak 2010 Pazar

Sevgili Erkekler...

Sevgili erkek milleti,
Senelerdir kısa boylu, uzun boylu, göbekli, göbeksiz, komik, ciddi demedim hepinizde sevilecek bir yan bulmaya uğraştım durdum. En gıcığınıza bile özünde iyi çocuk dedim. Çok hoşlanmasam bile, bir şans verdim. Sezar'ın hakkı Sezar'a, uğrunuzda belli çabalar harcadım, inkar edemezsiniz. Üzerinizde büyük emeklerim var siz de biliyorsunuz.

Tamam kabul, benim de psikopatlıklarım vardır elbet, öküz bi insanım filan mesela, ama hiçbirinizden büyük romantik aktiviteler de beklemedim. Arabayla evime bırakılmakmış, restoranda hesabın ödenmesiymiş, ne bileyim üşüyünce ceketin verilmesiymiş, günde 80 kere aranmakmış, illa ki evlenmekmiş... Yok, kıyamadım size, beklemedim hiçbirinizden böyle şeyler.

Ama yooook! Memnun edemedik sizi bir türlü. Biri der, hazır değilim. Öbürü der, kafam karışık. Biri hazırım der ama kıçını kaldırmaya üşenir, diğeri bi adım atana kadar sittin sene geçer. Biri çok aşık olur kaçar, öbürü aşık olmaz kaçar. Ömrümü yediniz be. Ulan sevgili erkekler sizi bana parayla mı verdiler, merak ediyorum, nedir bu allanızın aşkına?

Bakın her şeyi kabul edebilirdim, tamam diyebilirdim, erkek milletiyle aramızda ufak bir iletişim problemi var diyip sineye çekebilir, en sonunda bir bağlantı kuracağız inancıyla çabalamaya devam edebilirdim ama sizden, o son yediğim darbe var ya, sonuncusu... Ah işte, onu yapmayacaktınız bak! Bu sefer, bıyıkları kesilmiş kediye döndüm ulan.

Hayır diyeceğim ki, aranızda büyük bir dayanışma var, vakti zamanında bi - iki tanenize yaptığım bi yanlışın intikamını alıyosunuz, yok anacım, o kadar da dayanışılır mı yahu? Ne bitmez çilem varmış ya.
Açık konuşayım sevgili erkekler, sizi seviyorum, hep sevdim ve sevmeye de devam etmek istiyorum mümkünse. Ama şansınızı fazla zorluyorsunuz artık. Ayağınızı denk almazsanız karasularınızdan bir deniz çekilecek, haberiniz olsun. Gidip manastıra mı kapanırım, lezbiyen olmak konusunda kendimi mi eğitirim bilmiyorum ama uğraşamayacağım sizinle böyle giderseniz.

"Extreme situations call for extreme measures" derler. Lütfen, beni mecbur bırakmayın.
Bilgilerinize sunarım.

Öptüm, bay.
deniz

7 yorum:

Olcayto PEREZ

Sen nasıl onca erkekle birlikte olup belli sonuçlar çıkarıyorsan, erkekler de senden önce başka kadınlarla birlikte olup genellemeler yaparlar. Bunlardan en bilineni de "Kadın evlenmek istemiyormuş gibi görünür sadece, her ilişkisinde mutlaka evlilik düşünür aslında, dikkatli olmak gerektir." Lakin her erkekle evlenilemeyeceği gibi, her kadınla da evlenilmez. Tercih edilmemişsin demek ki... Durmak yok, yola devam :)

deniztan

Yahu evlenmekten bahseden kim? Evlenmek istesem şu ana kadar bin kere evlenmiştim. Ne tercih edilmemesi? Ben ilişkilerden bahsediyorum genel olarak. Hani çıkan sorunlardan, yaşanan triplerden, ne istediğini bilememelerden...
Ne çabuk genelleyip, sonuçlara varıyorsunuz, şaştım kaldım.
Yani şu yazının üstüne bu yorum ahan da tam anlattığım iletişim problemin örnektir.
Ne evlenmesi yahu?

arda

Peki nasıl oluyorda tüm iletişim problemi erkeklerinden kaynaklı oluyor ama hepsiyle problem yaşamış olan sende herhangi bir zımparalık pürüz olmuyor DENİZTAN? Tama özeleştirini de yapmışsın başta iğne dokunmuş tenine ama finalde hala bir hata var gibi sanki? Acaba hayal kırıklığı yaşatmış olabilir misin hepsinin ortak paydasında??

deniztan

Olabilir, olabilirim tabii ama ben de zaten iletişim problemi dedim. Karşılıklı bir anlaşamama durumundan bahsettim. bendeki zımparalık yaptığım seçimlerde muhtemelen. Hep gidip öyle adamları seçmemde, huzur ve anlaşabilme opsiyonu yerine, kavga-gürültü yaşayacağım adamlara yönelme bana sorarsan.

Adsız

o "2" kişiye yaptığın yanlışı merak ettim..

Adsız

aslında mesele bu zamanda erkeklerin kadınlara, kadınların da erkeklere bakış açısında.bir sitede sümüğümü sürmeyeceğimiz adamlar dğere biniyor diyor. bunu bir erkek için söyleyen kadından ne hayır beklenir, ya da kadına hakettiği inceliği kibarlığı ve sevgiyi göstermek yerine onu sürekli suçlayan adamdan ne hayır gelir... düşünsenize eskiden annelerimiz babalarımız böyle şeyler yaşıyorlarmıymış. hala haberleri yok.. demek ki bu senin yaşadıkların ve bunun gibi bnim de geçmişte, başkalarının hala yaşadığı problemler gerçekten suni ve aslında yoklar. yarattığı sorunlar da yok. olayı başka tarafından ele al, iyi adam kötü adam kimdir, iyi kadın kötü kadın kimdir... aslında doğrusu nedir? seni rahatsız etmeyen şey doğrusudur, sana huzur veren,mutlu eden doğrusudur. bunu kaybetmek bu pusulanın şaşması işte herşeyin şaşması anlamına geliyor. prestij,mükemmel bir işinin olması, çok yakışıklı-çok güzel olması,eğlenceli olması, hafif çekingen olması, cool olması gibi tanımlamların hepsi geçici ve suni. arkasına bir beraberlik dayandırabilecek sağlam temelleri var mı sen karar ver... Kendi adıma uzun zaman önce bunun cevabını buldum, doğrusu nedir sorusunun?yine ne varsa eskilerde varmış...kadınla erkegin arasında dengeler var ya o dengeler yitirildiği zaman her şey bitiyor.geçici zevklere de ümit bağlamak ne kadar doğru bunu da düşünmek gerek, belki böyle geçici zekvler olduğu için bu şekilde sonuçlanıyor. yani evliliği düşünmediğin ve ona uygun olmadığını da düşündüğün için böyle sonuçlanıyor olamaz mı?herzaman için en başından evlilik doğru olamaz mı sence?insan ne ararsa onu bulur aslında.

deniztan

yapmışızdır bazı adamlara çeşitli yanlışlar :) şimdi girmiim onlara.

diğer adsız yoruma gelince, benim pek prestij vs... gibi takıntılarım yok ama doğrudur, zaman insanları daha bireysel yapıyor. belki de o yüzden eskisi kadar özenli değil insanlar ilişkilere. "ben" zarar gördüğü anda ya da zarar göreceğini hissettiği anda kaçıyorlar. ilişkiye girmekten korkmak da bununla alakalı herhalde.

bu aslında kötü bir şey mi bilmiyorum. belki daha iyi, içine atıp, sakladığın, mutsuz olup dışarıya mutluluk oyunu oynadığın evliliklerden.

öptüm bay!  © Blogger template por Emporium Digital 2008

Voltar para o TOPO